Gündem

Dünya ekonomisi ile uluslararası ekonomiyi ve siyaseti etkileyen önemli faktörlerden biri de ülkelerin enerji kaynaklarıdır. Ülkemizde de var olan bu kaynakların gelişimi ve üretilmesine hız kazandırmak amacıyla hukukumuzda yeni düzenlemeler yer almaya başlamıştır.
AB tam üyelik müzakereleri sürecinde, Avrupa Birliği standartlarına göre hazırlanan Petrol Kanunu Tasarısı ile ülke petrol kaynaklarının hızlı, sürekli ve etkili bir şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve üretilmesini sağlama yönünde Türkiye'de petrol arama ve üretim faaliyetlerinin düzenlenmesi, yönetilmesi, teşvik edilmesi, denetlenmesi, arama ve üretim için gerekli bilgilerin ve verilerin toplanması, değerlendirilmesi ve kullanıma sunulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenecek.
Bu tasarı ile hem yerli hem de yabancı petrol arama şirketlerine vergi kolaylıkları da getirilmesi amaçlanıyor. Tasarıda, bugünkü uygulamada sadece yurtdışından ithal edilen malzeme ve ekipman için geçerli olan gümrük ve vergi muafiyetlerine ilave olarak, yurtiçinden temin edilen malzeme ve ekipmanın da her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması da öngörülüyor.
Aynı zamanda tasarı petrol kaynaklarımızın uluslararası sahaya açılmasını sağlıyor. Fakat bu fayda bir yandan da kaynakların devrini çağrıştırıyor. Elektrik, petrol ve doğalgaz sahalarında yapılan yasa tasarıları ve değişiklikleri, sahaların tamamen yabancı şirketlerin kontrolüne geçmesini sağlayacak şekilde düzenlendiği görülmekte.
Yeni düzenlemelerin ülkemizin ve yatırımcılarımızın yararına, uluslararası platformlarda yer alırken ülke menfaatlerinin de korunmasına yönelik olması dikkate alınmalıdır.

Çin’in dünya pazarlarında yarattığı ekonomik tehdit tüm hızıyla sürüyor. Dış Ticaret Müsteşarlığınca 20.10.2005 Tarih ve 25972 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2005/8 no.lu Belirli tekstil ve Konfeksiyon ürünlerinin İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ ile;
Çin menşeli tekstil ürünlerinin ülkemizde yarattığı pazar bozulmasına ve pazar bozulması tehditleri için sektörden bilgi toplanacak.
Tebliğ;
“Bu Tebliğ, ÇHC menşeli tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatında 2006 yılında uygulanacak miktar kısıtlamasına ilişkin olarak Genel Müdürlük tarafından başlatılan inceleme kapsamında ilgili tarafların görüşlerini toplamayı amaçlamaktadır. ...”
ve
“Türkiye Ticaret Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği (TOBB), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜTSİS), Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), Pamuklu Tekstil Sanayicileri Birliği (PTSB), Türkiye Triko Sanayicileri Derneği (TRİSAD), Çorap Sanayicileri Derneği (ÇSD), Tüm Denim Sanayici ve İşadamları Derneği (DENİMDER), Tüm İç Giyim Sanayicileri Derneği (TİGSAD) ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri Derneği (TETSD) Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) menşeli Ek I’de belirtilen kategorilerde yer alan ürün gruplarının ithalatındaki artışın pazar bozulmasına ve pazar bozulması tehdidine yol açtığı, bu nedenle ticaretin düzenli gelişiminin tehdit altında olduğu iddiasıyla 31/12/2004 tarihli ve 25687 sayılı (3.mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanan Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemlerine Dair Yönetmelik çerçevesinde, anılan kategorilerde yer alan ürün gruplarının ithalatında miktar kısıtlaması önlemi alınması için Dış Ticaret Müsteşarlığı (Müsteşarlık) İthalat Genel Müdürlüğü’ne (Genel Müdürlük) başvuruda bulunmuştur.”
açıklamalarını vererek, sektörü tebliğin yayın tarihinden itibaren bilgi vermeye davet etmektedir.
Detaylı Bilgi için, Tebliğ için.

Sigorta Hukuku tasarıda altıncı kitap olarak düzenlenmiştir. Tasarıda yer alan sigorta hukukuna ilişkin düzenlemeler özetle aşağıdaki gibidir:
Tasarıda;
- Yeni bir sistematik getirilmiş ve ikili bir ayrım yapılmış; genel hükümler ve sigorta türlerine ilişkin özel hükümler.
- Sigorta türlerine ilişkin özel hükümlerde zarar sigortaları ve can sigortaları ayrımı yapılmıştır.
- Yangın sigortası, hırsızlık sigortası, zirai sigorta ve denizcilik rizikolarına karşı sigorta tamamen kaldırılmıştır.
- Genel hükümlerde sözleşmenin kurulması sırasında susma düzenlenmiş; teklifnamenin teklifname tarihinden itibaren 30 gün içerisinde reddedilmemesi durumunda sigorta sözleşmesinin kurulacağı kabul edilmiştir.
- Sigorta sözleşmesinin sona ermesinde prim iadesi bakımından dikkate alınan sigorta dönemi düzenlenmiştir.
- Sigorta ettirenin bilgi ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartıyla sigortalının, temsilcinin sözkonusu olduğu hallerde temsilcinin ve can sigortalarında lehtarın da bilgi ve davranışının dikkate alınacağı düzenlenmiştir.
- Sigorta ettirenin sigortacıya ve sözleşme yapan acenteye, sigortacının da sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın kendisine bildirdiği son adrese tebliğ ve ihtar ve ihbarları yapması gerektiği kabul edilmiştir.
- sigorta ettirenin ya da sigortacının aczi ya da taraflara yapılan icra takibinin semeresiz kalması halinde diğer tarafın güvence isteyebileceği ve güvencenin verilmediği hallerde sözleşmenin feshedilebileceği öngörülmüştür.
- Sigortacının iflası halinde sözleşmenin sona ereceği hüküm altına alınmıştır.
- Sigorta sözleşmesinin ister iradi ister yasal olarak sona ermiş olsun, işlemeyen günlere ait sigorta priminin iade edileceği öngörülmüştür.
- Sigorta tazminatı ya da sigorta bedeline ilişkin taleplerin herhalde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl içerisinde zamanaşımına uğrayacağı ve sürenin sorumluluk sigortalarında beş yıl olacağı kabul edilmiştir.
- Sigorta ettirenin bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü düzenlenmiştir.
- Sorumluluk sigortalarında doğrudan dava hakkı tanınmıştır.
- Can sigortaları bakımından hayat sigortası, kaza sigortası, hastalık ve sağlık sigortası ayrımı yapılmıştır.

“Müzakereler Türkiye’nin kendine özgü nitelikleri temelinde olacak ve hızı Türkiye’nin üyelik şartlarını karşılama yönünde kaydedeceği ilerlemeye bağlı olacaktır. ...
Müzakerelerin ortak hedefi katılımdır. ...
Bu müzakereler, sonucu önceden garanti edilemeyen açık uçlu bir süreçtir. ...
Birliğin hazmetme kapasitesi de dâhil olmak üzere, Kopenhag kriterlerinin tamamı dikkate alınarak, üyelik yükümlülüklerinin tümünü tam olarak üstlenmek durumunda olamadığı takdirde, Türkiye’nin mümkün olan en güçlü bağlarla Avrupa yapılarına tam olarak demirlenmesi sağlanmalıdır. ...
1993 Kopenhag Zirvesi Sonuçları doğrultusunda, Avrupa entegrasyonu ivmesi muhafaza edilirken, Birliğin Türkiye’yi hazmetme kapasitesi gerek Türkiye gerek Birliğin çıkarları açısından göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husustur. ..."
AB - Türkiye Müzakere Belgesi Türkçe Metin için tıklayınız

AB – Türkiye üyelik müzakereleri nihayet başlıyor. Müzakerelerin esaslarını belirleyen Müzakere Çerçeve Belgesi (Negotiating Framework) 25 üyeli AB ile Türkiye arasındaki ilk esaslı ortak metni oluşturuyor. Bu metin, Ankara Anlaşmasından bu yana tarafların ortak iradelerini yansıtan en önemli belge. Her ne kadar metin tarafların tüm beklentilerini yansıtmaktan da olsa bu metnin bir sonuç değil, başlangıç metni olduğu unutulmamalı.
Hukuk tarihimizin önemli metinlerinden biri olan Müzakere Çerçeve Belgesi, müzakere taraflarının her bir bireyince izlenmesi ve denetlenmesi gereken bir belge niteliği taşıyor:
Negotiating Framework
Principles governing the negotiations
1. The negotiations will be based on Turkey's own merits and the pace will depend on Turkey's progress in meeting the requirements for membership. The Presidency or the Commission as appropriate will keep the Council fully informed so that the Council can keep the situation under regular review. The Union side, for its part, will decide in due course whether the conditions for the conclusion of negotiations have been met; this will be done on the basis of a report from the Commission confirming the fulfilment by Turkey of the requirements listed in point 6.
Devamı için Müzakere Çerçeve Belgesi

Avukatlık Yasasındaki kapsamlı değişikliklerin üzerinden dört geçmesine rağmen, hukukumuzdaki hızlı değişim süreci yeni bir kapsamlı değişiklik gereksinimi yarattı.
Yasa değişikliği çalışmaları İstanbul Barosu Meclisinin 8 Ekim 2005 tarihli toplantısında da gündeme alındı ve tartışıldı.
Bu çalışmada emeği geçen herkese teşekkür ediyor, taslak çalışmalarında, birkaç yılda bir kapsamlı değişiklikler yapılmasına neden olan “küçük adımlar” yaklaşımı yerine, konuya daha geniş bir ufukla bakan ve ülkemizde görev yapan avukatların üçte birinden fazlasını bünyesinde barındıran İstanbul Barosunun önerilerinin özellikle dikkate alınmasını diliyoruz.
Taslak metin ve bu metne ilişkin İstanbul Barosunun önerilerini içeren metin için tıklayınız.
Bu metin ayrıca sitemizde Hukuk Metinleri / Taslak Metinler adresinde bulunabilir.

İstanbul Barosu, internetin olanaklarından yararlanmaya ve yeni hizmetler geliştirmeye devam ediyor: Baronun yayınlarından Baro Bülteni tüm içeriği ile Baro Dergisi ve Kitaplar ise tanıtım içerikleri ile artık Baronun internet sitesinde: İstanbul Barosu / Yayınlar
Çalışmanın tamamlanıp tüm yayınların tüm içeriklerinin siteye yüklenmesinin bir teknik altyapı konusu olduğu ve sadece bir süreç meselesi olduğu görülüyor.
Çalışmanın yeni yayınlarla genişleyerek sürmesini diliyor, çalışmada emeği geçenleri kutluyoruz.

Mevcut kanunumuzda taşıma işleri, kıymetli evrakın düzenlendiği üçüncü kitapta yer almakta. Ticaret Kanunu Tasarısında ise bir değişiklik yapılarak taşıma işleri üçüncü kitap kapsamından çıkarılmış ve ayrı bir kitap olarak düzenlenmiştir.
Tasarıda yer alan taşıma hukukuna ilişkin düzenlemeler özetle aşağıdaki gibidir:
Tasarıda,
- Genel hükümler, eşya taşıma, taşınma eşyası taşıması, değişik tür araçlar ile taşıma, yolcu taşıma ve taşıma işleri yüklenicisi bölümlerine yer verilmiştir.
- Karayolu ile yapılan uluslararası taşımaları düzenleyen anlaşma (CMR- Convention On The Contract For The International Carriage Of Goods By Road) model alınmıştır.
- Mevcut kanundaki denizde, havada taşıma işleri ve posta idaresine ilişkin taşıma hükümleri saklı tutulmuştur.
- Yurtiçi hava taşımaları Türk Sivil Havacılık Kanununa, yurtdışı hava taşımaları Varşova Sözleşmesine, posta taşımaları Posta Kanununa tabi tutulmuştur. Demiryolları taşımaları ise tasarı yürürlüğe girdiği zaman Türk Ticaret Kanununa tabi olacaktır.
- 1 yıllık zamanaşımı süresi olduğu gibi kabul edilmiş ancak bir 3 yıllık zamanaşımı süresi daha getirilmiştir. Eşya taşımalarında ziya, hasar, gecikme; yolcu taşımalarında ölüm, cismani zarar ya da gecikme sözkonusu olduğu zaman eğer bu sonuçlar taşıyıcının kastı, pervasız davranışı veya böyle bir zarar gelebileceği bilinci altında vukua gelmişse, 3 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olacaktır.
- Mevcut kanunda taşıma sözleşmesinin kurulması için tarafların anlaşmasına ek olarak taşınacak eşyanın taşıyıcıya teslimi söz konusuyken bu ek kaldırılmış ve sadece tarafların anlaşması sözleşmenin kurulması için yeterli görülmüştür.
- Taşıma senedinin kıymetli evrak niteliği kaldırılmıştır.
- Yükleme boşaltma işlerinin gönderene ait olduğu kabul edilmiştir.
- Yetersiz ambalajlama, işaretleme, taşıma senedinde yazılan bilgilerde gerçeğe aykırılık, yanlışlık, eksiklik, tehlikeli malın niteliğini bildirmeme, refakat belgelerinin yokluğu ya da refakat belgelerindeki bilgilerde gerçeğe aykırılık, yanlışlık, eksiklik hallerinde gönderenin kusursuz sorumlu olduğu düzenlemiştir. Ancak bu sorumluluk gönderinin brüt ağırlığının her kilosu için 8,33 özel çekme hakkını aşmayacaktır.
- Gönderilenin ziya, hasar ve gecikme hallerinde taşıyıcıya karşı dava açabileceği düzenlenmiştir.
- Ziya karinesi kabul edilmiştir. Taşıma süresini izleyen 20 gün içinde eşya teslim edilmemişse (sınır ötesi taşımalarda bu süre 30 gündür) gönderen ya da gönderilen eşyaya zayi olmuş gözüyle bakabilecektir.
- Tazminatın hesabında, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değeri esas alınmıştır.
- Fiili taşıyıcının da sorumluluğu kabul edilmiş. Fiili taşıyıcı ile asıl taşıyıcının müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
- Yolcu taşımada taşıyıcının sorumluluğu bakımından kusur ilkesi benimsenmiştir.
- Bagajdan ve yolcu eşyasından sorumluluk kabul edilmiştir.

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP), yargı hizmetlerinin elektronik ortama taşınması hedefinin ilk büyük projesi. Sistemin gözle görülen ilk yararı, dosyaların en son hangi aşamada olduğunun sorgulanabilmesi, dava dosyasına gerekli bazı kamu kayıtlarına elektronik ortamdan ulaşılabilmesi ve icra işlemlerinin elektronik ortamda yapılabilmesi.
Sadece bu olanaklar dahi, yargılama sürecinde hissedilir bir kısalma sağlıyor. Hızlı Yargı, tüm toplumun özlemi ve bu projenin yargıda yeni bir dönemi başlattığını söylemek abartılı olmaz.
UYAP hakkında daha fazla bilgi almak için: UYAP ve UYAP

Culpa In Contrahendo; “akdin kurulması sırasındaki kusur” olarak tanımlanabilir. Yrd. Doç. Dr. Cem BAYGIN tarafından kaleme alınan çalışma; bu hukuk kurumunun özelliklerini inceliyor. Bu çalışma; Anka Hukuk sitesinde, “Culpa In Contrahendo Sorumluluğu”, “Culpa In Contrahendo Sorumluluğunun Hukuki Niteliği Hakkındaki Görüşler”, “Borçlar Kanunu Ve Medeni Kanun’un Culpa In Contrahendo Sorumluluğuna İlişkin Düzenlemeleri”, “Doktrin Ve Uygulamada Kabul Edilen Culpa In Contrahendo Halleri”, “Culpa In Contrahendo Sorumluluğunda Tazmini Gereken Zarar” ve “Culpa In Contrahendo Sorumluluğu’nun Amerikan Hukukundaki Uygulaması” başlıkları altında yer alıyor.
Bu kurum, özellikle yabancı şirketlerin yerli şirketleri devir ve satın alma sürecinde önem taşıması nedeniyle önümüzdeki günlerde Türk Hukukunda da öne çıkacağa benzemektedir.
< Önceki 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 23 - Sonraki >
