Gündem

Gelir İdaresi Yasası kapsamında oluşturulacak daire başkanlıklarının görevleri arasında;
Mükellef tespiti,
Vergiye ilişkin tarh, tahakkuk, tahsil, terkin, tecil, iade gibi işlemlerin yapılması,
Yargı işlemlerinde yetkili makam olmak,
yer alıyor.
Başkanlıkların içinde yer alacak grup müdürlüklerinde ise verilecek hizmetler;
Mükellef hizmetleri
Vergilendirme
Destek hizmetleri
Tahsilat
Muhasebe,
şeklinde sıralanıyor.
Vergi Dairesi Başkanlıkları kurulacak olan iller ise; Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Muğla, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa, Zonguldak olarak belirlendi.

SSK ve Bağ-Kur’un 28 katrilyon TL’ye (28 milyar YTL) varan alacağının yeniden yapılandırılmasını öngören yasa tasarısına göre; SSK ve Bağ-Kur Yönetim Kurulları, prim borçlarını belli ilkeler çerçevesinde yeniden yapılandırarak 18 ay içinde tahsil edebilecek.
Bağ-Kur’un 21.5, SSK’nın ise 6.3 milyar YTL’lik alacağı olduğu belirtiliyor. Tasarıda, borçluların aftan yararlanmak için 2 ay içinde başvurmaları öngörülüyor.
Yasa kapsamındaki borçlar, 31 Aralık 2004 tarihinden önceki tahsili geçmiş prim borçlarıyla, bunlara ait gecikme zammı ve faizleri olacak. Kamu sektörü için bu tarihin 13 Ocak 2005 olması öngörülüyor.
Öngörülen SSK prim affına göre, SSK Yönetim Kurulu bu borçları ana para tutarına kadar indirmeye ve/veya borcun asıllarına gecikme zammı ve faiz yerine, vade tarihlerinden itibaren kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 2005 başına kadar TEFE, daha sonrası için de ÜFE oranı kadar aylık faiz hesaplanacak.
Bağ-Kur alacakları bakımından, Bağ-Kur Yönetim Kurulu, kanunun yürürlük tarihi itibariyle hesaplanan borçların toplamı üzerinden yüzde 30'a kadar indirim yapabilecek. Bunun yanı sıra, Yönetim Kurulu, sözkonusu borçlara kanunun yürürlük tarihinden sonraki dönemler için herhangi bir zam veya faiz uygulatmayabilecek. Bağ-Kur Yönetim Kurulu, borçlular itibariyle farklı ödeme süreleri belirlemeye, ödenecek taksit tutarlarını aylar itibariyle farklılaştırmaya de yetkili olacak. Öte yandan kabul edilen bir başka önergeyle de, af kapsamı dışında, SSK ve Bağ-Kur'un zamanında ödenmeyen prim alacaklarına ilk ay için uygulanan yüzde 10 oranındaki zam yüzde 5'e indirildi. Bakanlar Kurulu bu oranı yüzde 2.5’e kadar indirmeye, iki kat artırmaya ve yine yüzde 5'e kadar çıkarmaya yetkili olacak.
Hukuk Metinleri

Yeni af yasası ile;
Yurt dışına eğitim amacıyla gönderilen kamu personelinin mecburi hizmet yükümlülüğünden kaynaklanan ihtilafların ortadan kaldırılması,
Vergi kanunları ile vergi dışı bırakılan hususlara ilişkin geçmişten kaynaklanan sorunların çözümüne,
Fiilen hurdaya ayrıldığı halde vergi borçları nedeniyle ilgili trafik kuruluşunda hurdaya ayrılma işlemi yapılamayan taşıtların hurdaya ayrılması,
5072 sayılı Kanun uyarınca, kamu kurumları içerisinde faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayanılarak gelir elde etme imkanları ortadan kaldırılan bazı dernek ve vakıfların mal varlığından tahsil edilemeyen alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,
İhracat taahhütleri kapatılmamış olan ihracat kredilerine ilişkin olarak sorumlu olan bankaların ödemeleri gereken malî yükümlülüklerin ödenmesini kolaylaştırılması,
Hazine Müsteşarlığınca, doğal afetlerin etkilerini ortadan kaldırmak ve bu kapsamda yürütülen projelere finansman sağlamak amacıyla yurt dışından temin edilmiş kaynakların kullandırılması nedeniyle doğan alacakların ilgililerinden tahsil edilmesinden vazgeçilmesi,
1991 yılında meydana gelen Körfez Krizinin ihracatçı ve nakliyeci firmalar üzerindeki olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırılması,
Yürürlükten kaldırılan Kamu Ortaklığı Fonundan olan ve tahsil kabiliyeti bulunmayan Hazine alacaklarının terkini,
1995, 1996, 1997 yıllarında Petrol Arama ve Petrol ile İlgili Faaliyetleri Düzenleme Fonundan Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak ödenmiş olan kur farkları nedeniyle kamu personeline çıkarılan tazminden doğan sorunların çözümü,
1989 yılında uygulanan mevzuat gereği kanuni süresinde yurda getirilmesi gereken mal bedeli dövizleri yurda getirmeyen ihracatçılar ile ilgili olarak vergi dairelerince takip edilen ancak tahsil kabiliyeti bulunmayan kur farkı alacaklarının tasfiyesi,
Vergi Usul Kanununun, yeni Türk Ceza Kanununa uyumu,
hedefleniyor.
Hukuk Metinleri

BDDK, Muhasebe Uygulama Yönetmeliği ile Özel Finans Kurumlarının Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelikte değişikliğe gitti. 30 Haziran 2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Muhasebe Uygulama Yönetmeliğine göre artık bankalar her yıl, yıllık faaliyet raporu hazırlayacak. Bu raporların hazırlanmasına, ilgili mercilere gönderilmesine ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esaslar Kurulca belirlenecek.
Finansal raporların yetkili kişilerce imzalanması konusunda yapılan değişiklikte, Türkiye'de kurulu bankaların iç denetim sisteminden sorumlu yönetim kurulu üyesi, genel müdürü ve belirlenen diğer yetkililerince imza konulacak finansal raporların, Yönetmelik hükümlerine ve banka kayıtlarına uygun olduğu belirtilerek imzalanmasına yer verildi.
Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyette bulunan bankalarda ise imza yükümlülüğü, müdürler kurulu üyeleri tarafından yerine getirilecek.
Raporların hazırlanması ve sunulması konusunda artık bankalar, yıl sonu finansal raporları ile birlikte genel kurula sunulan özet yönetim raporunu ve denetçiler tarafından hazırlanan raporu, ilgili oldukları yılı takip eden Nisan ayı sonuna kadar BDDK ve Bankalar Birliği'ne elektronik ortamda ve maktu olarak ulaştırmak zorundalar. Ayrıca sözkonusu raporlar aynı süre içinde Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilecek. Bunun ardından 7 gün içinde dipnotsuz olarak yıl sonu mali tabloları, bağımsız denetçi görüşü ve özel yönetim kurulu raporu, Resmi Gazetede yayımlanacak. Türkiye Bankalar Birliği de, kendisine iletilen her bir bankanın yıl sonu finansal raporunu en geç Resmi Gazetede yayımlandığı tarih itibarıyla, ara dönem finansal raporunu ise kendisine ulaştırıldığı tarihten itibaren 7 gün içinde internet sayfasında yayımlayacak. Bankalar da, yıl sonu finansal raporunu Resmi Gazetede yayımlandığı tarih, ara dönem finansal raporlarını da, Türkiye Bankalar Birliği'nce kamuya açıklandıktan sonra, kendi internet sayfalarında yayımlamak ve en az 5 yıl süreyle kullanıcıların ulaşımına açık tutmak zorunda olacak.
BDDK, gerekli hallerde söz konusu durumlar için bankalara ek süre verebilecek.
Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyet gösteren bankalar da, Türkiye'deki faaliyetlerine ait yıl sonu bilançoları ile gelir tablolarını, açıklama ve dipnotlarını, merkezlerinin bilanço ve gelir tablolarını BDDK ve Türkiye Bankalar Birliği'ne aynı şekilde ulaştıracak.
Ayrıca bankalar, her ay sonu itibarıyla düzenleyecekleri bilanço ve gelir tablolarının birer örneğini ve Kurum tarafından istenen diğer ilave bilgi ve açıklamaları da, dönemi izleyen 30 gün içinde BDDK'ya verecek.
Özel finans kurumları ise Yönetmelikte yapılan değişiklik çerçevesinde, hesaplarını ve mali tablolarını BDDK'nın yürürlüğe koyduğu düzenlemelere uygun şekilde tutmak, yayımlamak ve ilgili mercilere göndermekle yükümlü olacak.

Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Yasa Tasarısı ile memurların idari cezalarına geliyor.
1999 Yılında çıkarılan memur sicil affından sonra 14 Şubat 2005 tarihine kadar verilen disiplin cezaları af kapsamına girecek, devam eden disiplin cezası soruşturmaları ise yapılmayacak.
Af hükümlerinin, Uzman Erbaş Yasası, Askeri Hakimler Yasası, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Yasası ve Uzman Jandarma Yasasına tabi personel hakkında uygulanmaması öngörülmekte.

Ankara Barosu Başkanı Av. Ahsen Coşar, Avrupa Birliği'ne (AB) üye birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de avukatların Mesleki Sorumluluk Sigortası yaptırması konusunda çalışma başlatıldığını açıkladı. Coşar, Mesleki Sorumluluk Sigortası ile birlikte avukatların yaptığı hatadan dolayı davayı kaybetmesi halinde müvekkilinin uğradığı zararının tanziminin söz konusu olabileceğini söyledi.
Mesleki Sorumluluk Sigortası'nın AB'ye üye ülkelerde uygulandığını belirten Coşar, “Almanya, Fransa, Macaristan ve Norveç gibi ülkelerin avukatlık yasalarında bunlarla ilgili yasal özel düzenlemeler var. Bu ülkelerde mesleki sorumluluk sigortası yaptırmadan baroya kayıt yaptırmanız ve ruhsat alabilmeniz mümkün değil” dedi. Ankara Barosu olarak mesleki sorumluluk sigortası ile ilgili komisyon oluşturarak çalışmalara başladıklarını belirten Coşar şöyle konuştu: “Bu sistemdeki amaç, bir avukat müvekkilinin trilyonluk işini vekil olarak üstleniyor. Avukat burada yaptığı herhangi bir hatayla o davayı kaybedebilir, iş sahibini zarara uğratabilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda çoğu zaman zarara uğrayan kişi, avukatından zararını tanzim etmesi mümkün değil. Batıdaki düzenlemelerle iş sahibinin uğrayabileceği zararlardan dolayı mesleki sorumluluk sigortası sistemini getirmişler."
Coşar, iş sahipleri ve müvekkillerin hukukunu korumak bakımından önemli olan mesleki sorumluluk sigortasının AB üyelik sürecinde olan ülkemizde uygulanmasının gerekli hale geldiğini vurguladı. Coşar, “Örneğin şu anda Türkiye'ye gelen yabancı şirketler, işlerini takip ettirebilmek için ilk sordukları soru, 'avukatın mesleki sorumluluk sigortasının' olup olmadığı. Olmadığını öğrendiklerinde ise o işi vermiyorlar. Bu durumda yabancı avukatlık şirketleri avantajlı duruma geliyorlar ve bizim meslektaşlarımız o alanda rekabet edebilme imkanına sahip olamıyorlar” diye konuştu.
Kaynak: www.referansgazetesi.com

4208 sayılı Kanun ile kurulan ve 17 Şubat 1997 tarihinde fiilen göreve başlayan Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) artık daha etkin olacak.
MASAK’ın yetki ve görevlerini düzenleyen yasada değişiklik yapacak taslakta;
Gümrük memurunun şüpheli gördüğü yolcudan yanında getirdiği parasını beyan etmesini isteyebilmesi,
Kimlik tespitine kanuni altyapı getirilmesi,
Yükümlü kuruluşların MASAK'a belirli tutarı aşan işlemler için sürekli bilgi vermesi,
MASAK’ın denetim görevinden çekilerek koordinasyonu üstlenmesi,
Daha önceki taslaklarda yer alan "suç geliri" kavramının Türk Ceza Kanununa alınması nedeniyle yasa metninden çıkarılması,
MASAK'ın servet unsurlarına, vergi mükellefiyetlerine, nüfus bilgilerine ilişkin kayıt tutan kamu kurum ve kuruluşları ile arasında erişim sistemi kurabilmesi,
Şüpheli işlem bildiriminde bulunan gerçek kişilerin kimlikleri yapılan yazışmalarda ve düzenlenen raporlarda açıklanamaması, bu kişilerin açılan davalarda tanık olarak gösterilememesi, yükümlülüklerini iyiniyetle yerine getiren gerçek ve tüzel kişiler hiçbir şekilde hukuki ve cezai yaptırıma tabi tutulmaması,
Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulunun oluşturulması,
öngörülüyor.
Kaynak: www.referansgazetesi.com

Hazine Müsteşarlığı açıklaması:
"Ülkemizde mali piyasaların içinde yer alan sigortacılık faaliyetlerinin daha sistematik bir yapıya kavuşturulması, günümüzün değişen koşul ve ihtiyaçlarına cevap verebilir hale getirilmesi, sigortalıların hak ve menfaatlerini koruyacak şekilde sigortacılık sisteminin etkin bir şekilde çalışması ve sigortacılıkla ilgili düzenlemelerin uluslararası standartlara uyumlaştırılması amacıyla Sigortacılık Kanunu Tasarısı Taslağının hazırlanmasına ilişkin çalışmalar, ilgili tarafların da görüşleri alınarak sürdürülmektedir.
Sigortacılık Kanun Tasarısı Taslağı'nın Başbakanlığa sevkedilmesinden önce kamuoyunun Taslakla ilgili görüş ve önerilerini bir kez daha almak ve bu çerçevede yeni değerlendirmeler yapabilmek üzere, "Sigortacılık Kanunu Tasarısı Taslağı", Müsteşarlığımız internet sitesinden "Sigortacılık-Mali Kurumlar" başlığı altındaki "Sigortacılık Bilgileri" alt başlığında yer alan "Sigortacılık Web Sitesi" http://www.sigortacilik.gov.tr adresinde kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.
Söz konusu Taslak;
AB kurallarıyla uyumlu kuruluş ve ruhsat şartları,
AB kurallarıyla uyumlu yükümlülük karşılama yeterliliği düzenlemesi,
AB kurallarıyla uyumlu sigorta teknik karşılıkları,
Sigorta ihtilaflarının çözümünü hızlandırmak amacıyla tahkim (ombudsman) müessesesinin düzenlenmesi,
Sigorta acenteleri ile eksperlere Birlik oluşturma imkanı,
Bazı zorunlu sigortalara ilişkin olarak güvence hesabının oluşturulması,
Adli ve idari ceza ayırımı
konularında yeni düzenlemeler içermektedir.
Taslağın, alınacak görüşler çerçevesinde daha da geliştirilmesi ve kısa zaman içerisinde yasalaşmasının sağlanması amacıyla ilgili mercilerin onayına sunulması planlanmıştır.
Bu çerçevede, Taslak ile ilgili olabilecek görüşlerin Müsteşarlığımız Sigortacılık Genel Müdürlüğü'ne iletilmesi gerekmektedir."
Sigortacılık yasa tasarısı taslağı için: Hukuk Metinleri
Kaynak: www.sigortacilik.gov.tr

Adli Sicil Kanununun yeni TCK’ya uyumunu öngören yasa teklifinde, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkumiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tabi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine ve muhafaza edilmesine dair usul ve esasları belirliyor. Hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk hukukuna göre tanınan mahkumiyet kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye'de suç işlemiş yabancıların kayıtları da dahil tüm adli sicil bilgileri; mahallinde bilgisayar ortamına aktarıldıktan sonra, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ndeki Merkezi Adli Sicil'de tutulacak.
Yeni TCK’da kart sahteciliğine ait ceza maddelerinde de uygulanacağı, aynı zamanda çipli kartlara geçiş çalışmalarının hız kazanacağı, böylece kart sahteciliğinin ve kopyalanmasının önlenebileceğini açıklanmıştır.
Yasada, Basın Konseyine ait de yeni düzenlemelerin yer aldığı, basına çeşitli kısıtlamalar getiren ancak yeni düzenlemelerle bu durumu iyileştiren maddeler yer almaktadır.
TCK’da bazı maddeler olmasına rağmen, trafik kanunu meclisten çıkmadı. Yeni kanunda, hasar tespitlerini polisin değil, ilgili sigorta şirketlerinin yapacağına dair hükümler bulunmaktadır. Maddi hasarlı kazalarda ise polis sadece olay yerinde gözlemci olarak bulunacak.

Cumhurbaşkanı, 5345 Sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanununun 28. maddesini Anayasa Mahkemesine götürüyor.
Anayasa Mahkemesi'ne götürülecek 28. madde şöyle:
"Başkan Yardımcıları, Daire Başkanları, Vergi Dairesi Başkanları ve Gelirler Kontrolörleri, Başkanın önerisi üzerine Bakan tarafından, 23.4.1981 tarihli ve 2451 sayılı kanun hükümleri dışında kalan diğer personelin atamaları Başkan tarafından yapılır.
Başkan bu yetkilerini gerekli gördüğü takdirde alt kademelere devredebilir. Başkan kadrosuna atanmak için; hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde en az lisans düzeyinde yüksek öğrenim görmüş, Bakanlıkta veya Başkanlıkta fiilen en az 3 yıl çalışmış olmak gerekir.
Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı ve Vergi Dairesi Başkanı kadrolarına atanacakların; hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde en az lisans düzeyinde yüksek öğrenim görmüş ve devlet memuriyetinde en az on hizmet yılını doldurmuş olanlardan, Başkanlıkta en az 3 yıl yönetici düzeyinde çalışmış ya da maliye müfettişi, hesap uzmanı veya gelirler kontrolörü olması gerekir.
Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanı, daire başkanı olma niteliklerini haiz gelirler kontrolörü unvanını almış olanlar arasından atanır."
Kaynak: www.cankaya.gov.tr
< Önceki 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 23
