LEGALIS HAKKINDA   LİNKLER   İLETİŞİM   YASAL UYARI   ENGLISH
Anasayfa Gündem Özel Dosyalar Yazarlar ve Makaleler Hukuk Metinleri Avrupa Birligi Yayinlar
< Yazarlar & Makaleler

Vergi Yargısında Yetki Sınırı


I. Giriş

Hiç şüphe yoktur ki idarenin yargısal denetimi hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerindendir, ancak bu zorunluluk söz konusu yetkinin idari ve dolayısıyla vergi yargısı makamlarınca keyfi ve sınırsız kullanılabilmesi sonucunu da doğurmamaktadır. Mevzuatımızda bu konuda başta Anayasa olmak üzere ilgili Kanununda düzenlemeler mevcuttur.

Aşağıda, anayasal ve yasal düzenlemeler bağlamında, idari yargı ve dolayısıyla vergi yargısı yetkisinde sınırın ne olduğu konusunda açıklama ve değerlendirmelerde bulunulacaktır.

II.Konu

İdari ve dolayısıyla vergi yargısı yetkisinin sınırı konusu Anayasamız konuya ilişkin yasal metin olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu bağlamda, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yargı Yolu" başlıklı 125'inci maddesinin dördüncü fıkrasında, "Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. " şeklindeki hüküm ile yargı makamlarının karar alma konusunda uymak zorunda oldukları sınır hiçbir tereddüde yer verilmeyecek şekilde kesin olarak belirlenmiştir.

Yargı makamlarının yetki sınırları konusunda Anayasa'da yer alan yukarıdaki genel düzenleme, idari ve dolayısıyla vergi yargısı mercileri yönünden idari yargılama usulü konusunda temel düzenleme olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin ikinci fıkrasında, "İdari yargı yetkisi idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." şeklindeki hüküm ile vücut bulmuştur. Bu hükme göre idari yargı yerlerinin denetim yetkisi, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılışının hukuka uygun olup olmadığının (idari işlemin tesis edildiği anda yetki şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olup olmadığının) araştırılmasını kapsar; yoksa söz konusu yetkilerin idari yargı yerlerince kullanılması sonucunu yaratmaz. Böyle olunca; vergi mahkemelerinin, vergi idaresince tesis edilen işlemin hukuka uygunluğunu denetlemekle yetinmeleri; onların yerine gererek, idari işlem niteliğinde karar vermemeleri zorunludur.

Yukarıdaki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında;

1. İdari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu,

2. İdari ve vergi mahkemelerin; yerindelik denetimi yapamayacakları ve

3. Bu mahkemelerin yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri anlaşılmaktadır.

III. Değerlendirme

İzaha lüzum yoktur ki idari ve dolayısıyla vergi davaları, bir hukuki tasarrufun mevzuata ve hukuka uygunluğunun denetimi davalarıdır. Bu davalarda davalı idarenin veya davacının haklılığı veya haksızlığı değil tasarrufun hukuka uygunluğu söz konusudur.

İdari ve dolayısıyla vergi yargısında yetki sınırı konusunda vergi yargısının iki temel fonksiyonu olan "yargısal denetim" ve "içtihat yaratma" yönünden de değinmekte fayda vardır:

Yürütme işlemlerinin yargısal denetimi, hukuk devletinin olmazsa olmazlarındandır. Bu kural Anayasamızın 125' inci maddesinde, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." ifadesi ile hüküm bulmuştur. Ancak, aynı maddede, yukarıda sık sık ifade edildiği üzere yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu ve yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği de belirtilmiştir. Bu bağlamda, yürüt menin yargısal denetimi kapsamında dahi olsa, vergi yargısı çevrelerince yetki sınırını aşacak yorum ve karar verilmesi mümkün değildir.

Vergi yargısının bir diğer işlevi olan içtihat yaratma fonksiyonu sayesinde, vergi yargı organları verdiği kararlar ile esasen karmaşık ve ayrıntılı bir nitelik taşıyan mali mevzuatın boşluklarını doldurmakta, hükümlerini açıklığa kavuşturmakta, kanunların hukuksal ve bilimsel bir anlayışa göre yorumlanmalarına ışık tutmakta ve vergi uygulamalarına bu yoldan yön vermektedir. Son derece önemli olan bu işlevin yerine getirilebilmesi için, vergi yargısının iyi örgütlenmesi yanında, vergi yargısında görev alacak kişilerin hukuk ve mevzuat bilgisiyle birlikte, iktisat, işletme ve muhasebe formasyonuna da sahip olmaları gerektiği açıktır. Kanaatimizce, vergi hukukunun gelişimi açısından son derece önemli olan bu işleve dayanılarak vergi yargısı çevrelerince yetki sınırının aşacak yorum ve değerlendirmelerle karar verilmesi de mümkün değildir.

Bu bağlamda, örneğin, vergi davalarının görülmesi sırasında mahkemeler sadece dava konusu yapılan idari işlemin hukuka uygunluğunu denetleme yetkisine sahiptirler. Ancak, bu işlem yerine nitelik yönünden farklı bir işlemin uygulanması gerektiği belirlendiği takdirde mahkemelerin, olması gerekeni hüküm altına almaları 2577 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinin 2'nci fıkrasında yazılı kurala aykırıdır. Başka bir ifadeyle, vergi idaresi tarafından yapılması gereken işlemlerin vergi mahkemesi tarafından yapılıp sonucuna göre hüküm verilmesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun idari yargı yetkisinin kullanımına çizdiği çerçeveye aykırıdır.

Ancak, başta vergisel uyuşmazlıklarla ilgili olanlar olmak üzere uygulamada, idari yargı mercilerinin bazı kararlarında vergi yargılama usulünün temel ilkelerinden olan "idari (Vergi) yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olması ilkesinin" aşılabildiği, yerindelik denetimi yapılabildiği ve bu mahkemelerin yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verebildikleri görülmektedir.

Bu türden kararların İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun idari yargı yetkisinin kullanımına çizdiği çerçeveye muhalif olması yanında, Kanunun açıklanan özüne ve amacına da ters düşeceği ve adalet dağıtma yerine adaletsiz sonuçların doğmasına sebep teşkil edeceği tabiidir. Ayrıca, bu türden yaklaşımların bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde hukuka aykırılık hali oluşturduğuna da şüphe yoktur.

IV. Sonuç

Yürütme işlemlerinin yargısal denetimi, hukuk devletinin olmazsa olmazlarındandır. Bu kural Anayasamızın 125' inci maddesinde, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır,"ifadesi ile hüküm bulmuştur. Ancak, aynı maddede yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu ve yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği de belirtilmiştir. Bu bağlamda yürütmenin yargısal denetimi kapsamında dahi olsa, vergi yargısı çevrelerince yetki sınırını aşacak yorum ve değerlendirmelerle karar verilmesi mümkün değildir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanu¬nu'nun 2'nci maddesinin 2'nci fıkrasında; idari ve dolayısıyla vergi yargısı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir. Hukuka uygunluk denetimi, öz olarak, olaya uygulanacak hukukun ne olduğunu söylemek demektir. Bu çerçevede yapılacak denetim sonunda, idari yargı yeri, yapmış olduğu saptamalarına göre, ya dava konusu işlemin (kısmen veya tamamen) iptaline ya da davanın (kısmen veya tamamen) reddine karar vermekle yetinmek zorundadır. İdari yargı yeri daha ileriye giderek, idarenin yapmadığı işlemlerin yapılmasına veya doğru olduğu öne sürülen işlemin tesisine karar veremez.

Zira idari yargı organlarının yetki sınırları içinde hareket etmeleri, kendi görev ve yetki alanı içinde kalmaları kamu düzeninin ve Anayasamızın başlangıç ile 7, 8 ve 9'uncu maddelerinde hüküm bulan kuvvetler ayrılığı prensibinin de gereğidir.

İdari yargılama Usulü Kanunu'nun, idari yargı yetkisinin kullanımına çizdiği çerçeve bağlamında, idari yargı yerlerinin denetim yetkisi, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılışının hukuka uygun olup olmadığının idari işlemin tesis edildiği anda yetki şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olup olmadığının araştırılmasını kapsar; yoksa söz konusu yetkilerin idari yargı yerlerince kullanılması sonucunu yaratmaz. Böyle olunca; vergi mahkemelerinin, vergi idaresince tesis edilen işlemin hukuka uygunluğunu denetlemekle yetinmeleri; onların yerine geçerek, idari işlem niteliğinde karar vermemeleri zorunludur. Aksi uygulamaların, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun idari yargı yetkisinin kullanımına çizdiği çerçeveye muhalif olması yanında Kanunun açıklanan özüne ve amacına da ters düşeceği ve adalet dağıtma yerine adaletsiz sonuçların doğmasına sebep teşkil edeceği tabiidir. Ayrıca, bu türden yaklaşımların bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde hukuka aykırılık hali oluşturduğuna da şüphe, yoktur.

* Bu makale Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Mayıs 2010 Sayısında yayımlanmıştır

 

Yazı Tarihi : 28.05.2010 15:02:55      Yazıcıya Gönder       Arkadaşına Öner           Bu Yazının PDF dosyasını indirin


Yazar Hakkında

Adı Soyadı
Mehmet Yaşin ( Konuk Yazar )
Site İçi Arama
English
Rules of Accounting ... Tax Identification N...
Turks Living Abroad ... Agenda and Proposals...
Accessibility from S... Unused (Empty) Build...
Konuk Yazar

Niyazi Özkaya

Vergi Alacağının Cebren Tahsilinde Ödeme Emrine İlişkin Usul Ve Esaslar
I. Giriş Kamu alacağının vadesinde ödenmesi esastır. Ödeme emri vadesinde ödenmeyen kamu alacakları için düzenlenir. Kamu borcunu vadesinde ödemeyenler adına vergi dairesince düzenlenen ödeme emri, borçlulara borçlarını ödemeleri veya bu borçlarla ilgili ma...
Özel Dosyalar
Türkiye'de 2009 Yılı...
Türkiye'de 2008 Yılı...
Türkiye'de 2007 Yılı...
Türkiye'de 2006 Yılı...
Adalet Bakanlığı 200...
Rekabette Uluslarara...
Hukuk Metinleri
5999 Sayılı Yasa ...
5998 Sayılı Yasa...
5994 Sayılı Yasa...
Anayasa Mahkemesi'ni...
6000 Sayılı Yasa ...
Gelir Vergisi Yasası...
Yayınlar

Özgür Saraç

Küresel Vergi Rekabeti Ve Ulusal Para Politikaları Türkiye Değerlendirmesi

Dökümanlar Hakkında

PDF Dökümanlarını okuyabilmeniz için
Adobe Acrobat Reader programı gerekmektedir.

Aktif Kullanıcı Sayımız : 10
Her Hakkı Saklıdır ©2005, www.legalisplatform.net
Galen Interactive