25.10.2014 14:08:31

İşçi İş Sözleşmesi Devam Ederken Kullanamadığı Yıllık İzinlerinin Ücretini Talep Edebilir Mi?

I. Giriş

Yıllık ücretli izin hakkı ilk olarak 1961 Anayasası'nın kabulü ile anayasal bir hak olmuştur. Dinlenmenin çalışanların hakki olduğu, 1961 Anayasası'nda olduğu gibi 1982 Anayasası'nda da anayasal bir hak olarak düzenlenmiştir. Yıllık ücretli izin hakkının, Anayasada bir temel hak ve özgürlük olarak düzenlenmesi, bu hakkın ortadan kaldırılamaz özelliğini de açıklamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 50. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında: "Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile yıllık ücretli izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir" hükmü yer almıştır. Bu hüküm, işçi, memur, sözleşmeli gibi bir ayrım yapmaksızın tüm çalışanlar için dinlenmenin bir hak olduğunu belirtmiştir. İşçiler bakımından anayasal düzenlemenin gereği olarak yıllık ücretli izin hükümlerine değişik yasalarda yer verilmiştir.

Yıllık ücretli izin hakkı, İş Kanununa tabi işçiler için 4857 sayılı Kanun ile ekonomik ve sosyal bir hak olarak emredici nitelikte düzenlenmiştir. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği de İş Kanunu'nun 60'ıncı maddesine istinaden 25391 sayılı Resmi Gazete'de 3/3/2004 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiş ve konuya ilişkin ikincil bir düzenleme olarak yerini almıştır., Ayrıca 854 sayılı Deniz İş Kanunu ve 5953 sayılı Basın İş Kanunu'nda da yıllık ücretli izin hakkı ile düzenlemelere yer vermiştir. Bu çalışmamızda, iş Kanunu kapsamında genel olarak yıllık ücretli izin hakkından bahsettikten sonra işçilerin hak kazandıkları ancak kullanamadıkları yıllık izinlerine ilişkin izin ücretini, iş sözleşmesi devam ederken talep edip demeyeceklerini değerlendireceğiz.

II. İş Kanununun Yıllık Ücretli İzne İlişkin Hükümleri

İş Kanunu'na tabi işçiler bakımından yıllık ücretli izne ilişkin hükümler, 4857 Sayılı Kanunu'nun 53 ila 60'inci maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, bir işçinin yıllık ücretli izne hak kazanması için işyerine girdiği günden, yani fiilen işe başladığı tarihten itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olması şarttır (İş K. Md 53/I). Bir takvim yılındaki kısmi çalışmalar için izin haklı ve izin ücreti söz konusu olmayacağı gibi, bir yılı doldurmayana süre için orantılı olarak izin hakki da doğmayacaktır. İşçi her çalışma yılına ilişkin iznini gelecek yıl içinde kullanılır (İş K. Md. 54/IV). İşçinin sonraki yıllarda kullanacağı izin için geçmesi gerekli bir yıllık çalışma süresi, son izne çıktığı tarihten değil bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak hesaplanacaktır İş K. Md 54/III). Yıllık ücretli iznin kullanılması için gerekli olan bir yıllık çalışmanın işverenin aynı işyerinde yapılması şart değildir İşçinin aynı işverenin bir veya birçok işyerinde çalıştığı süreler birleştirilerek hesaba katılır. Ayrıca bir işverenin İş Kanunu kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde İş Kanunu kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları süreler var ise bu süreler de hesaba katılacaktır (İş K. Md. 54/I). İş Kanunu'nun 55'inci maddesi, yıllık ücretli izin hakkının kazanılması için gerekli bir yıllık çalışma süresinin hesabında, bazı sürelerin çalışılmış gibi sayılacağını hüküm altına almıştır. İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi hizmet süresi; bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara on dört günden, beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara yirmi günden, on beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmi altı günden az verilemez. Ancak on sekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. Yıllık izne ilişkin hükümler nispi emredici nitelikte olduğundan yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilecektir (İş K. md.53/).

İki, yıllık ücretli izin koşulları gerçekleşir gerçekleşmez işi bırakıp yıllık izne çıkamaz. Yıllık ücretli iznin ne zaman kullanılabileceğine, işverenin yönetim yetkisi gereğince işveren karar verir. Yıllık ücretli izne hak kazanan işçi, iznini kullanmak istediği zamanı en az bir ay öncesinden işverene yazılı olarak bildirmek zorundadır. İzin kurulu veya işveren, işçinin istediği izin kullanma tarihi ile bağlı değildir. Ancak, izin sıra ve nöbetleşmesini gösteren çizelgeler, işçinin talebi ve iş durumu dikkate alınarak hazırlanır. Aynı tarihe rastlayan izin isteklerinde; işyerindeki kıdem ve bir önceki yıl iznini kullandığı tarih dikkate alınarak öncelikler belirlenir (YUIY./m.8).

Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Ancak tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden az olmamak üzere en çok üçe bölünebilir (İş K. md. 56). Örneğin 14 gün yıllık ücretli izin hakkı olan işçi, izninin tamamını bir seferde kullanmayı talep ederse, işveren bu isteğe uymak zorundadır.

Yıllık ücretli iznini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek işçi yolda geçecek sürelerini karşılamak üzere ücretsiz izin talep edebilir. Bu hususun işçi tarafından belgelenmesi koşuluyla işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. Ayrıca işverenin işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutma yükümlülüğü bulunmaktadır. (İş K. md.56).

İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izne başlamadan önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır (İş K. md.57).

İş Kanunu'nun 59'uncu maddesi uyarınca, iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenecektir. İzin ücretine ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.

III. İş Sözleşmesi Devam Ederken Kullanılmayan Yıllık İzinlerin Ücreti Talep Edilebilir Mi?

İşçi her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanmalıdır (İş K. md 54/IV). İşveren, işçinin hizmet süresi boyunca hak kazandığı ancak bir şekilde 5ekilde takip eden hizmet yılı içinde kullanamadığı yıllık ücretli izinlerini iş sözleşmesi devam ederken kullandırmakla yükümlüdür. Örneğin işçi A, işyerinde fiilen çalışmaya 01.09.2005 tarihinde başlamış ve aralıksız çalışmış ise, 01.09.2006 tarihinin geçmesi ile yıllık ücretli izne hak kazanır ve İş Kanunu 54'üncü maddesi düzenlenmesine uygun olarak 01.09.2006-01.09.2007 tarihleri arasında bu iznini kullanmalıdır.

Ancak bu sürede kullanılamayan izin hakkı, 2008 yılında yahut sonrasında da kullanılabilecektir.

İşçinin yıllık ücretli izninin zamanında ve amacına uygun kullanılması işverenin de yararınadır. İşçinin sağlıklı ve dinlenmiş olmasının verimliliği üzerinde etkileri düşünüldüğünde işverenin bu konudaki menfaatleri daha iyi anlaşılabilecektir. İşgücünün korunması ve yenilenmesi amacına hizmet ederek hem işçi hem de işverene çeşitli yararlar sağlayan bir sosyal politika tedbiri olarak yıllık ücretli izin, işçinin sağlığının korunması, kişiliğinin geliştirilmesi, bedensel ve ruhsal olarak sağlıklı çalışanların oluşturduğu bir toplum düzeni sağlanması amaçlarına da hizmet eder.

İşveren, işçinin yıllık ücretli izne çıkma talebinde bulunmadığı gerekçesi ile bu yükümlülüğünden kurtulamaz. 4857 sayılı İş Kanunu, yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceğini belirtmekte (İş K. md. 53/2), izinde çalışma yasağı koyarak bu izni kullanan işçinin izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığının anlaşılması halinde, işverenin bu izin süresi içinde ödediği ücreti kendisinden geri alabileceğini ifade etmektedir (İş K. md. 58). Yıllık ücretli izin hakkı, bir dinlenme iznidir. Bunun için yıllık izin, belli zaman aralıkları ile ve düzenli olarak verilmeli, izin süresince işçi hiçbir ücret kaybına uğratılmamalıdır. Yıllık ücretli izin, bu yönüyle işverenin işçiyi gözetme borcunun da sonuçlarındandır. İşçinin de bu hakka ilişkin olarak yıllık ücretli iznini kullanmak yerine ücretinin ödenmesini işverenden talep hakki bulunmamaktadır. Yukarıdaki örneğimizdeki işçi A, hak kazandığı yıllık ücretli izin hakkını kullanmak istemediğini çalışmaya devam etmek istediğini iznine karşılık gelen izin ücretinin kendisine ödenmesini talep edemez. İşverenin, böyle bir talebi kabul edip işçiye yıllık ücretli izin kullandırmak yerine izin ücretini ödemesi halinde bile yıllık izne ilişkin yükümlülüğü ortadan kalkmaz. İş sözleşmesi devam ettiği müddetçe işçinin yıllık ücretli iznini kullanma hakkı, işverenin de işçinin hak kazandığı bu izinleri kullandırma yükümlülüğü devam etmektedir. İşçinin hak kazanıp kullanamadığı izin, aralıksız çalışmakta olduğu işyerindeki 10 yıl öncesine ilişkin bir izin de olsa, bu izin hakkını kullanabilecektir.

Yargıtay, konuyla ilgili bir kararında; "Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2000 gün ve 2000/9-1079-1103 sayılı kararı ile de benimsenen ve öğreti tarafından da kabul edilen Dairemiz uygulamasına göre; yıllık ücretli izin hakkı, hizmet akdinin işçi veya işveren tarafından feshi veya işçinin ölümü ile izin ücretine dönüşmektedir. İşçi hizmet akdi devam ederken kullanamadığı yıllık izinlerinin ücretini dava yolu ile alamaz. Bu durumda alacağın muaccel olmasından söz edilemeyeceğinden, Borçlar Kanununun 128. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin başlamasından da bahsedilemez. Keza yıllık ücretli izin hakkı ile yıllık ücretli izin alacağı birbirlerinden farklı kavramlardır. Bu hukuksal olguya göre, hizmet akdinin feshi ile doğan yıllık ücretli izin alacağının zaman aşımı süresinin de muaccel olduğu fesih tarihinden başlatılması gerekir." İfadeleri ile konuyu net bir şekilde ortaya koymuştur.

IV. Sonuç

Yıllık ücretli izin hakkı, tüm çalışanların olduğu gibi işçilerin de anayasal bir hakkıdır. Yıllık izin, işçinin belirli şartların gerçekleşmesi halinde talep edebileceği bir hak, işverenin de işçiyi gözetme borcu içerisinde bir yükümlülüğü olmakla birlikte işçinin sağlığının korunması, kişiliğinin geliştirilmesi ile işgücünün korunması ve yenilenmesi amacına hizmet ederek hem işçiye, hem de işverene bu yönde katkıları bulunmaktadır. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği İş Kanunu'nun 52'nci maddesinde açıkça zikredilmiş, izinde çalışma yasağına uymayan ve izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalışan işçiye bu izin süresi içinde ödenen izin ücretinin kendisinden geri alınabileceği de 58'inci maddede açıklanmıştır. Yıllık ücretli izin hakkı ile izin ücreti alacağı birbirinden farklı kavramlardır. İş sözleşmesi devam ettiği müddetçe işçi, hak ettiği yıllık ücretli izin hakkını kullanma talebinde bulunabilir. İşveren de işçiye yasal çerçevede hak kazanılan yıllık ücretli izni işçiye kullandırmakla yükümlüdür. İşveren, yıllık izne ayrılan işçiye yıllık izin dönemine ilişkin ücreti, izine başlamadan önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermekle yükümlüdür. Bu ücret, izin süresine ilişkin sosyal bir ücrettir ve işçi çalışmadan bu ücrete hak kazanır (İş K. md. 58).

İş sözleşmesinin sona ermesi halinde ise, işçinin yıllık ücretli izin hakkı izin ücretine dönüşmektedir. Burada iş sözleşmesinin sona erme nedeninin bir önemi yoktur. İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir nedenle feshedilmiş olması, işçinin iş sözleşmesini haklı bir sebebi olmaksızın feshetmesi yahut işçinin ölümü üzerine iş sözleşmesinin sona ermesi kullanılmayan izin hakkının izin ücreti olarak talebi bakımından farklılık arz etmeyecektir. Yıllık ücretli izne hak kazanılmasına rağmen kullanılamayan izin, iş sözleşmesinin sona ermesi üzerine izin ücreti olarak talep edilebilecektir.

İşçi, yıllık ücretli izne ayrılması gereken sürede çalışarak hak kazandığı ücreti hem de izin ücretini almak, işveren ise ihtiyacı olan işçinin emeğinden izin döneminde de faydalanmak amacıyla hak kazanılan iznin kullanılması yerine izin süresine ait ücretin ödenmesi yoluna başvurulmaktadır. Ancak işçi, iş sözleşmesi sona ermemesine rağmen yıllık ücretli izin hakkını kullanmak yerine izin ücretinin ödenmesini talep edemez. İşveren de bu yolla yıllık ücretli izin kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmiş olmayacaktır. Yukarıda zikredilen Yargıtay kararında da işçinin hizmet akdi devam ederken kullanamadığı yıllık izinlerinin ücretini talep edemeyeceği net bir şekilde ifade edilerek bahse konu yolun yasaya ve usule uygun olmadığı ortaya konulmuştur.

* Bu makale, Mali Pusula Dergisi Mart 2009 Sayısında Yayımlanmıştır.